Haber Üstü Reklam Alanı

Ana Sayfa / 

Bizim Sinemalarımız

16.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır



O muhteşem çocukluk ve gençlik yıllarını doya doya yaşarken, günler sonra o anları yazacağım hiç aklıma gelmezdi. 

Küçücük şirin bir kasabada yaşamanın ilklerini güzelliklerini içimize sine sine huzurlu ve mutluluğu paylaşarak yaşıyorduk. 

Ortak değerlerimiz, birlikte sahiplendiğimiz, vakit geçirdiğimiz bugün anılarımızda kalan rüya gibi, masal gibi birçok hikayeler yok olsa da, anımsamak bile, ayrı bir değer heyecan katıyor anılarımıza. 

Kara tren toprak futbol sahaları, çay bahçesi, poşularını takıp at arabalarıyla tütüne gidenler. yeşil beyaz ve sarı beyaz belediye otobüsleri, eski minibüs seferleri, mahalle takımları, Yahya Kemal Beyatlı ilkokulu, Gaziemir Ortaokulu, belediye kışlık düğün salonu, Gaziemirspor, hepimizi bir araya toplayan çarşı meydanı, yazlık kışlık sinema salonları ve daha bir çokları. 

O günlere hep birlikte bir gezinti yapmak şirin ilçemiz Seydiköy de, sonrası Gaziemir de beyaz perdeye, SİNEMA anılarımıza dokunmak istedim.

1957 . 1961 yıllarında şimdiki çarşı meydanında ki hastanenin karşısında, sit alanı olan otopark'ın olduğu yerde ilk beyaz perde açılır beş adet locası vardır.

1960’lı yıllarda, Abdullah Arda meydanında Nazmi Çolak'ın sahibi çocukları Erol ve Mustafa ÇOLAK’ların uzun süre kıraathane olarak işlettikleri yerde, IKBAL SİNEMASI adı altında faaliyet gösterir.

O dönemlerde, nüfus altı yedi bin civarındadır. Sinema ilgi görmeye başlar aynı tarihlerde, 23 sokakta ismi teyidi muhtaç İPEK SİNEMASI devreye girer ticari ömürleri uzun sürmez.

Seydiköy de yaşayan insanlar bağ, bahçe, tarlalarda tütün ekerek hayvancılıkla uğraşırlar, boş vakitlerinde erkekler kahvelerde vakit geçirirlerdi. Kadınlar ise ev işleriyle uğraşırlardı. Akşam komşu akraba ziyaretleriyle vakit harcarlardı. 

Radyolarda ajanslar dinlenir, piyesler, arkası yarınlar takip edilir, şarkılara türkülere eşlik edilirdi.

Çoğu evlerde gaz lambalarının, Lüx’lerin, mum ışıklarının aydınlığında sohbetler edilir, ödün ateşinde, gaz ocaklarında yemekler yapılır, tel dolaplarında saklanır, çamaşır kazanları bahçelere kurulur saatlerce evin kızları anneleri çamaşırlarını yıkar tellere asarlardı.

1962 .1963 yıllarında Önder cad. şu anki Akbank şubesinin olduğu yerde Mümin BIÇER .Hüseyin AKALIN tarafından ilk açık hava ZAFER SINEMASI açılır. 

İki üç yıl çalıştırılır, gişede Tayyip SEYMEN amca, kapı da bilet kontrolü yapan belediye görevlisi Kadir MAHMUT amca, makina dairesinde Zeynel ŞENER amcamız vardır. 

Bu yıllar bizlerin yavaş yavaş Seydiköy’ü, Gaziemiri tanımaya öğrenmeye başladığımız çocukluğumuzun ilk yıllarıydı. 

1964 yılında nüfusa göre büyük sayılabilecek çarşı meydanında, Hüseyin KARAKAÇAN, Mümin BİCER, Hüseyin AKALIN, tarafından, batar katın ailelere, alt katın erkeklere ayrıldığı tabelasında, KIŞLIK ZAFER SINEMASI yazılı mekan hizmet vermeye baslar. Ben bu sinemada filmlerin dışında rahmetli Yılmaz YAPICI ile FatmaYAPICI’nın nikâhlarına, o anda uçurulan güvercinlere tanıklık etmiştim.

Ulaştırma okulu, Hava teknik Komutanlığının Seydiköy’ün GAZİEMİR’e dönüşmesi ile cazibe merkezi haline gelen ilçemiz, göç akınına uğrar. Suyundanmıdır, huyundanmıdır ama gerçek olan, şirinliginden, havasından, insanından, büyük bir yerleşim alanına dönüşür gelenler gitmez artık yerleşirler, konutlar iş yerleri kurarlar.

1965 li yıllarda KAPALI ZAFER SİNEMASI İzmir de Arzu film, İstanbul da Duru film ile anlaşma sağlanır.

İlk film o yılların en çok dinlenen besteci, Sakıp Ayhan ÖZIŞIK'ın şarkısından esinlenerek, BELKİ BİR SABAH GELECEKSİN adını afişlere yazdırır, Yönetmen Türker INANOĞLU'dır.

Başrollerinde Muhterem NUR, Kadir SAVUN, Mualla SÜRER, Necdet TOSUN ve Kenan PARS oynar. Film büyük zorluklar mücadeleler sonucunda sevgilisine kavuşan bir ses sanatçısının, aşk öyküsünü anlatır.

Sinema büyük ilgi alanı olmuştur, en büyük eğlence vakit geçirme merkezi haline gelir.

1966 Yılında Önder cadde Kahyaoğlu Apt. ve merkez karakolunun olduğu alanda, yirmi beş otuz metre yükseklikte çam ağaçlarından esinlenerek, YAZLIK ÇAMLIK ZAFER SİNEMASI devreye girer, bine yakın tahta sandalyesiyse ailelerin ve bekarların ayrı oturduğu sandalyeler kurulur, işletme sahipleri yine aynı kişilerdir. 

Film oynatıcısı, makina dairesinin kumandası rahmetli değnekçi Mehmet POLAT amcamızdadır. 

Sinema sektörünün yenilerine ihtiyaç duyulmaktadır, birkaç yıl sonra yine Önder cad. üzerinde, şu an Ethem bey apt. olduğu, Migros otobüs durağının karşısına, YILMAZ AÇIK HAVA SİNEMASI Konyalı Mehmet DENER tarafından açılır, o güne kadar Gaziemir de açılan en büyük sinemadır. 

Benim ve o dönem çocuklarının bir çoğunun çalıştığı yerdir.

Sinema gişesinde zaman zamanda makina dairesinde Münir SEZİCİ, çoğunluklada Ali ŞAY'ın olduğu yıllardı. Büfesinde Ergin AKER ve Engin AKER kardeşler, dönem dönemde kör Muzaffer lakaplı abilerin müşterilerine hizmet sundukları gecelerdi.

HAKKI, namı değer ‘ŞEF’ tüm sinemaların manevi sahibiydi mekanı cennet olsun. 

Nüfusun on beş binlerin üzerine çıktığı yıllar, ihtiyaca cevap veremeyen sinama sektörüne bir yenisi daha eklenir. Sayın BAHRİ ÇAKMAK tarafından daha önce de, ZAFER sinemalarına ortak olmanın vermiş olduğu tecrübesiyle, Hasan GÜVEN caddesinin sonunda, kendi yerinde ŞAFAK AÇIK HAVA SİNEMASI nı açarak, bu pastaya ortak olur.

O dönemlerde Gaziemir de üç adet yazlık sinema vardır ve birbirleriyle rekabet içindedirler. Bu üç sinemada da bine yakın sandalye sayısı ile muhteşem bir hizmet yarışı içerisine girmişlerdir.

Bu sinema sektörünün yarışı, televizyon dizileri, filimleri programların etkisi ile1980’li yıllarda son buldu.

2000 li yılların başında bir kez daha sinemacılık şansını deneyen Hüseyin AKALIN, Önder cad.sinde METROPOL sinemasını açsa da iki üç yıl sonra kapatmak zorunda kalır ve Gaziemir'de sinema tarihe gömülür, tarih sayfalarında kalır.

Sinemalarda filmlerin oynatılması için ön hazırlıklar yapılırdı, yaz aylarının yavaş yavaş yüzünü gösterdiği Mayıs ayı gibi başlayan tadilatlar, beyaz perdelerin boyası, sandalyelerin tamiratı, cilası boyası yapılır, kış boyunca her tarafı kaplayan otların temizlenmesi, duvarların basamaklarının yapılması, büyük bir emek gerektiriyordu.

Sinemalarda ön hazırlık olarak üç beş gün deneme filmleri oynatılırdı.

Sinemaların ilk dönemlerinde, film afişleri büyük tahtalara raptiyelerle sabitlenir, sağından ve solundan iki çocuğa tutturulur, bir kişide ağız hunisiyle filmin ismini başrol oyuncularını, filmin başlama saatini, sinemanın ismini bağıra bağıra anons ederlerdi. Rahmetli Remzi TEKİN, yani eski GAZİEMİRSPOR kalecisi namı değer 'KIRİ' fanatik Altaylı bu iş için o dönemler aranan ilk kişiydi. Daha sonraları, Ergin AKER, minibüs ile filmlerin reklam işlerinde, afişleri dolmuşun camlarına asarak, tüm mahalleleri dolaşırlardı. Minibüs yada açık kasalı araçlardan o gün oynayacak filmlerin el broşürleri atılır, aracın arkasından koşan çocuklar broşürleri toplamak için birbirleriyle yarışırlardı. 

Gaziemir 'ın çeşitli cadde ve sokaklarının belirli yerlerine afişleri asmak için özel tanıtım yerleri belirlenir, halkın hangi sinemada hangi filmin oynayacağı konusunda bilgi sahibi olmaları sağlanırdı. Bu organizasyonların başında o günlerde namı değer değnekçi Mehmet POLAT amcamız vardı. 

Gaziemir de ilk tiyatro oyunu, 1970 yılında Gaziemir ortaokulu öğrencileri Arif ESEN, Kadriye AKSOY, Kemal BİÇER, Ayfer ÖNAL,Serpil DENİZ ve Recep NARİN hatırladıklarımız, 'ÇATALLI KÖY' oyunuyla YILMAZ sinemasında oynanmıştı.

Yeni sezon, yeni filmler heyecanla beklenirdi, hazırlıkların bitmesiyle filmlerin afişler belirli noktalara asılır, araçlarla bütün mahalleler dolaşılır, filmin başrol oyuncuları, başlama saati, sinemanın ismi anons edilirdi.

Genelde 21:oo, 21:30 da başlayacak filmlerin müşterileri sinemaların önünde gişelerden biletlerini almak için kuyruklar oluştururlardı. Yılmaz sineması müşterileri sinema saatlerini beklerken karşısında bulunan belediye çay bahçesinde çaylarını kahvelerini içerek, vakit geçirirlerdi.

Sinemaya ilk girdiklerinde tahta sandalyelerde rahat oturmalarını sağlamak için, minder satan çocuklarla karşılaşırlardı. Sinema müşterileri ailelere, ya da bekarlara ait olan bölümlere otururlardı. 

Gençler, delikanlılar, kızlarımız yavuklularını sevdiklerini görmek için sinemalara akın ederlerdi. Hiç beklemedikleri bir anda yada haberli birbirlerini gördüklerinde çok mutlu olurlardı. 

Zaman gelmişti, ışıklar sönmüş bir sonraki günlerde oynayacak filmlerin reklamlarıyla gece start almıştır. Yaklaşık kırk kırk beş dk. süren ilk bölümden sonra verilen on beş dk. ara, gençlerin birbirlerini görme ihtiyaç molası şeklinde geçer, bu zaman içerisinde çiğdem var, nohut var, eğlencelik bunlar naraları soğuk gazoz, buz gibi gazoz naraları birbirine karışır, sinema geleneğine uygun olarak hemen hemen her izleyici bu seslere kulak verirdi, çekirdek çıtlatır, yada gazoz içerdi, hatta bazı gençler yerlerinden kalkar, sevgililerine orada olduklarını göstermek için büfelere giderek, boylarını gösterir alış veriş yaparlardı. 

Filmi izleyen herkes kendi hayat hikayesinden bir şeyler bulurdu. Zengin kız fakir oğlan, yada tersi ayrılıklar, kötü adamlar, kahramanlar, komediler, iyi adamlar öyle kaptırırdık ki kendimizi, hep birlikte ağlar göz yaşı döker, hep birlikte kahkaha atardık, hatta kötülere karşı koyan, kazanan oyuncuları, kavuşan sevgilileri, kendimizi tutamaz hep birlikte alkışlardık. Film bittiğinde bazen mutlu, bazen hüzünlü ayrılırdık o tahta sandalyelerden.

Şarkılara türkülere eşlik ederdik.

ORHAN GENCEBAY, FERDİ TAYFUR’cu olurduk, şarkının bir yerinde of çeker, alkış tutardık. 

Yılmaz GÜNEY, Cüneyt ARKIN, Türkan ŞORAY, Kadir İNANIR, Hülya KOÇYİĞİT, Fatma GİRİK, Filiz AKIN ve daha birçok sinema oyuncusuna bir başka hayranlık duyar, ailemizden birisi olarak bakar, model alırdık, onlara kötüleri rol icabı da olsa sevemezdik bir türlü. 

Tarık AKAN, Kemal SUNAL, Öztürk SERENGİL, Vahi ÖZ Adile NASİT, Münir ÖZKUL, Erol TAŞ’lar ve daha birçok önemli baş rol ve yardımcı oyuncular, birkaç saat te olsa misafirimiz olurdu o anki dünyamızda. 

Biz bilirdik aslında film bittiğinde gerçek hayatımıza döneceğimizi, hatta biran önce eve gidip güzel kıyafetlerimizi çıkarıp, şalvarlarımızı giyeceğimizi, poşumuzu takacağımızı, at arabalarına binip tütün tarlasının yolunu tutacağımızı ve gecenin uykusuz geçeceğini. 

Ertesi gün tütün dizerken, bahçemizde, mahallede, çarşıda iş yerinde mutlaka o filmden bahsedilir, yorumlar ardı ardına gelirdi.

Kahramanlık, korku, aşk, kovboy, macera yada komedi, aslında hepsi hayatın bir gerçeği 

Oyuncular değişse de konular bizim, bizlerin yaşamımızın aynasıydı. 

Yağlı güreşler düzenlenirdi, galalar, konserler.

Canlı izlemenin izdihama dönüştüğü, dönemin yıldızlarını Yılmaz GÜNEY, HÜLYA KOCYİGİT, Cüneyt ARKIN’ları YILMAZ sinemasında yakından görebilmenin mutluluğunu yaşardık.

İşte bu bizim, bizim öncesi neslin hikayesi,

Biz o yıllarda yazlık sinemalar dönemi çok mutluyduk,

Şimdilerde yazlık sinemaların hepsi perdelerini kapattı, zaman zaman çarşı meydanına kurulan seyyar gezici yazlık sinemalar nostaljinin ötesine gidemiyor, o tadı vermiyor besbelli 

Her şey bu kadar mı güzeldi eskiden, teknolojiye yenik düştü beyaz perde, beton yığınları, apartmanlar, rant kapladı bütün alanları ve biz yazlık sinemaları tarihe, tarihin eski sayfalarına mahkum ettik.

Bize bu güzellikleri sunan sinemacı HÜSEYİNLERE, elektrikçi Mümin BIÇER’e, Bahri ÇAKMAK Amcamıza ve emeği geçen her keze sonsuz şükranlarımızı sunuyorum,

Bilgi akışı için Kemal BİÇER abime teşekkür ediyorum… 

EVET SEVGİLİ SİNEMA SEVERLER 

BU AKŞAM SAAT 21.00 DE

AÇIK HAVA YILMAZ SİNEMASI

AÇIK HAVA ÇAMLIK ZAFER SİNEMASI

AÇIK HAVA ŞAFAK SİNEMASI

İKİ FİLM BİRDEN

YOL 

Yönetmen.Serif GÖNEN, YILMAZ GÜNEY 

Oyuncular.Tarık AKAN, Halit ERGÜN, Melike DEMİRAĞ… 

SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM

YÖNETMEN, Atıf YILMAZ

OYUNCULAR. Kadir İNANIR,Türkan ŞORAY, Ahmet MEKİN

MAKİNİSTLER, Mehmet POLAT ‘Değnekçi Mehmet’

Ali ŞAY

BİLETCİ, Tayyip SEYMEN

ĺYİ SEYİRLER

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Yorum yazmak için üye girişi yapınız! Üye Girişi

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Reklam Alanı