Haber Üstü Reklam Alanı

SEYDİKÖY

8.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır



Tabiatın yaşamın gerçeğiyle insanlar doğuyor büyüyor köyler, kasabalar, şehirler değişiyor hikayeler, anılar kitaplar yazılıyor resimler çiziliyor küçük bir satır bir kare resim bir duruş  bir tavır bir çok gerçeği yansıtıyor. Bazen keyfini yaşıyor,  bazen yasını tutuyor bazen de gözyaşı döküyoruz. Avucumuzda uçup elimizden kayıp giden hikayelere,  aşkları yazıyoruz arnavut kaldırımlarında yürüyoruz, dutlu kahvesinde çayımızı yudumlar,  Makbule ebe hanımın eline doğuyoruz, bakkal İbrahim Denizmen’den alış veriş yapıyoruz.

Tütün ekip üzüm topluyoruz, at arabalarına poşularımızı takarak ailemizi tütün küfelerini yükleyerek, takır tukur sesler çıkararak, sabaha yakın saatlerde aşımıza işimize koşuyoruz.  Kara tren simsiyah dumanını salıyor o köye, makinist  düdük çalıyor, sabahın ilk ışıklarında tekele  beton taş , demaş,  zırnık, Sezak fabrikalarına akın akın yolcu taşıyor işine koşan emekçileri kavuşturuyor, ekmek tekneleriyle umutla büyüyor çocuklar bağlar, bahçeler, dereler, akar sular zamanla yarışıyor yok olmamak için dirençleri  kırılıyor  pes ediyorlar köylükten çıkıp şehirleşmeye  teslim oluyorlar artık Makbule ebelerin yerini sağlık poliklinikleri, hastaneler, bakkal İbrahim Denizmen’lerin yerine süper marketler alıyor, biz beton dökerken tarlamıza, bağımız, bahçemiz, yeşilimi tükeniyor, biz modern bir yaşam derken örf, adet ve geleneklerimiz çürüyor ve biz o köyümüzde yabancı oluyoruz.

Şafak’ı, Yılmaz’ı Zafer’i Malkoçoğlu, Karaoğlan Çirkin Kral’ı Ferdi’si, Orhan’ı ,Tarık Akan’ı , Kadir’i çekirdeği çıtlattığımız, sevilen gazozu yudumladığımız yazlık sinema günlerini arıyor ve isyan ederek bir köyümüz vardı bizim, SEYDİKÖY deyince haykırıyoruz…

Gidilecek tek yer vardı Çarşısı 

Açıklıktı görünürdü karşısı

Fırıncı kahvecisi aşçısı

Ne güzeldin dostluk dolu SEYDİKÖY

 

Beyaz badanalı alçak evleri

Bahçelerde sardunya çiçekleri

Adetleri töreleri örfleri

Ne şirindi o büyülü SEYDİKÖY

 

Bir başkaydı ağaçları kuşları 

Baharlar da kekik kokan dağları

Tarlaları, bahçeleri bağları 

Düşte kaldı tütün kokan SEYDİKÖY

 

Çeşme başlarında salınan kızlar 

Telaşla geçerdi İş dolu yazlar

Çardakta söylenen şarkılar, sazlar 

Masal  gibi rüya gibi SEYDİKÖY

 

Altmışlı yılların hızlı gençleri 

Davullu zurnalı evde günleri 

Kınalı parmaklı köy gelinleri 

Sevdalarla dopdoluydu SEYDİKÖY

 

Pırıl pırıl akan Melez deresi 

Tarih kokan güzelim çift Çeşmesi 

Herkesle dost o Makbule ebesi 

şimdi ne oldu söyle SEYDİKÖY

 

Ümmüş aba Düğünlerin neşesi 

Hasır üstü hazırlanır köşesi 

Çalar söyler illede meşelesi

şimdi unutuldu gitti SEYDİKÖY

 

Avlularda tulumbalar kuyular 

Çevresinde oyun oynar çocuklar 

Al şalvarlı ak yazmalı kadınlar 

Artık anı oldu eski SEYDİKÖY

 

Her bahçe de kırmandala telleri 

Sıra sıra o tütün sergileri 

Leylakları sümbülleri gülleri

Birer birer soldu gitti SEYDİKÖY

 

Çığlık çığlık Öten o tren sesi

Gece gündüz dolu dolu kahvesi

Yazın açık sinema perdesi

Sen bizimdin biz senin SEYDİKÖY

 

Şimdi adın silindi defterden

Pek farkın yok o büyükşehirlerden

Sevgilerden dostluklardan Yarenle eden

Bilesin ki ayrı kaldık SEYDİKÖY

Gönüllerde yaşıyorsun SEYDİKÖY

 

15 Ocak 2001 Nagihan Uyanıker, Saygı ve sevgiyle  önünde eğiliyoruz

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Yorum yazmak için üye girişi yapınız! Üye Girişi

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Reklam Alanı